14 Aralık 2017 Perşembe

Evlilikler, doğumlar, kutlamalar... Bir dönem hayatınız bunlarla şenleniyor... Evleniyorsunuz, arkadaşlarınız evleniyor, kuzenleriniz, kardeşleriniz evleniyor, sonra bebekler gelmeye başlıyor ardarda bir süre... Kendi çocuğunuz, yeğenleriniz, arkadaşlarınızın çocukları... Sonra bir bakıyorsunuz, evlenecek kimse kalmamış etrafınızda, çağrılacağınız düğünler bitmiş, herkes çocuk planlarını kapatmış, o ufak bebeler 10'lu yaşlarını kutlamaya başlamış...

Hayatın döngüsü bu maalesef... Alacak verecek kızımız kalmadı, teyze-hala da olduk çok şükür yıllardır, oğlanı da büyüttük... O zaman bir ölüm döngüsü etrafımızda, bu aralar hep ölüm haberleri almam bundan mı? Depresif miyim yoksa sadece gerçekçi mi?

Üzgünüm... Endişeliyim...

11 Aralık 2017 Pazartesi

Bir adım at

Bir adım at, kalk bir adım at... Kapıyı aç, dışarı çık, güneşi ara... Bir adım at, bir nefes al, yaşadığını fark et... Canlı olmakla kalma, tazelen, taze kal... Ciğerlerine çektiğinin yaşam olduğunu fark et... Seninle birlikte nefes alan tüm o canlıları düşün, hayvanları, ağaçları...

Bir adım at, etrafına bak, etrafındaki sesleri duy, doğanın müziğini, bir ağacı okşa, bir çiçeğe merhaba de...

İşte o zaman göreceksin kelebekleri, güneş ışığı dansını yaparken, hissedeceksin varlıklarını ve sevineceksin...

İçin neşe ile dolarken sevgiyi hissedeceksin, o müthiş yüce gücü, teninde dolanan yaprakların hışırtısı mı, rüzgarın kıpırtısı mı? Bir kuş mu öttü az ötede?

Bir adım daha at...

Canlı olmak yetmez, tazeleneceksin...

28 Kasım 2017 Salı

Kutunun Dışında

Yürüdüm bir süre ellerim ceplerimde
Bir duvarın önüne geldim
Duvar boyunca yürüdüm sonra
Bir açıklık aradım
Baktım durdum, bir kapı, bir yarık, bir çatlak aradım duvarda...

Sapasağlam bir duvardı, hiç geçit yoktu diğer tarafa.
Duvarın dibine çöktüm yorulunca
Toprağı elledim, çimeni kokladım, içim geçmiş...

O zaman gördüm duvarın arkasını
Bir ufuk, bir deniz, bir yelkenli, biraz bulut, biraz güneş...

Duvar mı? Üstüne tırmandım...

8 Kasım 2017 Çarşamba

Kuşlar

Yüreğime kuşlar konuyor bazen, minnacık kanatlarını çırpıyorlar hararetle, kıpır kıpır oluyor yüreğim, heyecanlanıyorum...

Yüreğime kuşlar konuyor bazen, kapkara, kocaman kuşlar, tüm ağırlıkları ile oturuyorlar tam tepesinde kalbimin, kararıyorum.

Yüreğime kuşlar konuyor bazen, didik didik eşeliyorlar kalbimi, parça parça ediyorlar, parçalanıyorum lime lime...

Yüreğime kuşlar konuyor bazen, bir şarkı tutturuyorlar, bahar geliyor yüreğime, neşeleniyorum.

Yüreğime kuşlar konuyor bazen, öylece oturuyorlar, nefes bile almadan, ağırlaşıyorum, daralıyorum...

Yüreğime kuşlar konuyor bazen, rengarenk, parlak parlak güneşin tüm renkleri ile, ısınıyorum.

Bazen hiç kuş konmuyor yüreğime, hiçbir şey olmuyor, ölüyorum...

24 Ekim 2017 Salı

Görece

Görsel: Bi'kutu Mutluluk
Sabah uyandım ve yağmuru gördüm, o harika dolgun damlaların düşüşüne tanık oldum, mis gibi toprak kokusunu çektim içime... Balkondaki saksılarıma baktım, hepsinin mutluluğunu hissettim derinden, suyla yıkanmanın, suya doymanın müteşekkir halini...

Sonra durdum, oğlumu düşündüm... Birazdan evden çıkıp o yağmurda ıslanacak, otobüse yürüyecek, ıslak ayakları ile derste üşüyecek olan oğlumu... Tabii ki onun gibi ıslanacak, başına bir dam bulamayan pek çok insanı...

Çiftçileri düşündüm, bir kısmı hasattan önce yağmur için dua eden, bir kısmı ürünü bozulmasın diye yağmur yağmadan hasat etmeye çalışan çeşit çeşit çiftçiyi...

Hayat baktığın yerdedir... Ne kadar farklı yerden bakabiliyorsan o kadar geniş bir hayat yaşıyorsun... İster mutfaktan yükselen kek kokusu ile pencere kenarında kitabını oku, istersen yağmur altında zeytin toplamaya çalış... Hayat baktığın yerdedir.

Bir Yaprak

Bir yaprak aldım elime yerden, bir sonbahar yaprağı, sarı, hatta kahverengine çalıyor biraz, yerde sürükleniyordu oradan oraya, aldım elime, baktım... Bir çınar yaprağı, geçmişten kalan bir yaprak, yenilenme zamanı geldiğinde arkada bırakılmış... Bir zamanlar dolu dolu yaşanmış eski bir aşk hikayesi gibi bir yaprak... Mutlu bir aşk hikayesi, sevgi dolu, güzel anıları olan bir aşk hikayesi... Ancak vakti dolmuş, yaşanmış ve bitmiş...

İşte bu nedenle geride bırakmak gereken bir yaprak bu, onarmaya kalkmanın anlamı olmayan bir aşk hikayesi gibi işte... Yeşile boyayabilir misin yeniden sararmış o yaprağı, ağaca yerine takabilir misin yeniden, sanki hiç sararmamış gibi...
Kabul etmek lazım, bittiyse bitmiştir, geriye dönük yaşanmaz hayat... Oradan aldığımız bir tatlı hüzün ile devam etmek lazım...

İşte böylece bıraktım elimden o kadim sonbahar yaprağını...

16 Ekim 2017 Pazartesi

Belki...


Kapı, kapı, kapı...

Baktığım her yerde kapı görüyorum... Yepyeni maceralara hazırım sanırım, ama kapıya gidemeyecek kadar tembelim... Evren bana sürekli kapıyı gösteriyor...

Git kapıyı aç...
- Açmam, açamam...
Neden?
- Yerimden kalkmaya üşeniyorum...
Kapıyı açmazsan senin için hazırlanan sürprizleri bilemezsin ki... Hiç merak etmiyor musun?
- Bilmem, belki...

Belki, evet, belki...

Bir son söz olarak "BELKİ"...

Yani hep sürüncemede hayat, ne kapıyı açmaya gücü var, ne de kapatmaya cesareti...

Eeee?
- Belki...

Hadi oradan... 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...